5.20.2011

ben de dizi izliyorum. nedir yani?

şu hayatta az dizi izleme gibi bir prensibim var.

"manyak mısın, ne ayak?" falan demeyin. birincisi ayıp, ikincisi kendimce mantıklı bir sebebim var herhalde. efendim, ben acayip saçma bir insanım. eğer ki bir diziye takıldıysam, yemiyor, içmiyor, uyumuyor onu izliyorum. tamam, yiyorum ve içiyorum, o kadar da değil ama bildiğin uyumuyorum. sonra dışarı da çıkamıyorum. hayattaki tek emelim o dizinin diğer bölümlerini bir çırpıda izleyip, eğer mümkünse, dizi üzerine bin bir araştırma yapıp hatim indirmek oluyor. mesela ne vardı, dünyayı kasıp kavurdu: lost. on gün evden çıkmadım ben o dizi için. on günde üç mü dört mü, işte o kadar sezonu izledim. sabah onlarda yattım, gece onlarda kalktım. -evet, on iki saat uyuyabilen bir bünyem var, nedir yani?- ne oldu? hiç. son iki sezonu izlemedim bile. ama neden izlemedim? çünkü, doğal olarak, sezon finali yaptı dizi. bende her şey o yaz bitti. daha da izlemedim. böyle de saçma sapan bir insanım.

işte bu yüzden, üç tane dizim var şu an yayınlanmakta olan, onlardan başkasına bulaşmamaya gayret ediyorum. mad men, how i met your mother ve house. geçenlerden fringe izledim mecburiyetten, sevecek oldum, ödüm koptu yeminle. "yok ya, çok da şey değil, amaan" falan diye geçiştirdim. başka çarem yok çünkü. mesele sadece şu an yayında olan dizilerle de bitmiyor ki. günümüzde teknolojinin nimetlerinden fena halde faydalanabiliyoruz. google'a yaz "hede hödö hd izle" milyonlarca alternatif çıkıyor. hatta "hd"yi kaldır, daha da çok çıkıyor. bir de eskilere -yazar burada eski dizileri kastediyor- takılıyorum sonra. o hiç olmuyor işte. ay nasıl uzatıyor, nasıl sevimsizleştiriyorum yazdıklarımı. bu saatten sonra da geri dönemem. aman, neyse.

benim asıl diyeceğim, bambaşka bir diziyle ilgiliydi. yerli dizilerle pek aram yok aslında. kayda değer bir yapım bulmak da zor artık. ama bir gün evde yayılmışken, "leyle ile mecnun" diye, trt 1'de, bir diziye denk geldim. hafta içi, herhangi bir sabah olduğundan kadın programlarından başka da alternatifim yoktu. iyi ki de yokmuş! izliyorum diziyi, böyle bir absürtlük, böyle bir "bu kadar da olmaz" denilecek saçma sapan komiklikler, şakalar olamaz! oturduğum koltuktan düşeceğim gülmekten. o derece. oyunculuklar desen, çok iyi, öyle sadece iyi değil, deli gibi iyi. "şu karakteri en çok sevdim" diyemedim bile. hepsinin çok değişik, çok özgün, çok tatlı karakteri.neyse. ilk bölümüne denk gelmişim tesadüfen. bölüm bitti. yönetmen onur ünlü yazdı. aha dedim, başka biri olamazdı zaten. o kadar şaşırmadım ki o kadar olur! onur ünlü'nün filmlerini de pek severim ben zaten.

velhasıl kelam, şimdi bir de bu çıktı başıma. birkaç aydır yeni bölümü çıksın diye iple çekiyorum dizinin yayınlanacağı gün ve saati. ve o kadar korkuyorum ki yayından kaldıracaklar diye, bir dizi için bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum yani. demem odur ki, benim bunca gevezeliğimin nedeni aslında "şuraya da çiziktireyim de bir gören olur, bir iki kişiye daha yayılır belki dizi, böylece hep sürer, hiç bitmez." bir şey değil, online dizi sitelerinde, yayınlanan bölümünün altına "çok güzel bir film", "şu ismail'e bayılıyorum ya:D", "öldüm gülmekten", "mecnun çok yakışıklı bence" falan diye yorum yapmaya başlayacağım en sonunda.

öf, işte izleyin lan şu diziyi! bak, çok güleceksiniz ya! allah aşkına, bak, allahın adını veriyorum!

not: dizi çarşamba akşamları, saat 22.15'te trt 1'de yayınlanıyor. onu da şeyedeyim de yanlış olmasın.

haydin eyvallah.

2 yorum:

Maya dedi ki...

Hey hey hey gidi heeey! zamanında ben de millenium ve Buffy için aynı korkuları yaşamıştım. Pişmanlık yok şimdi olsa yine yaparım! NİHAHA

oholey dedi ki...

ahah,demek ki bir diziyle tek kafayı sıyırmış ben değilmişim. yalnız olmadığıma sevindim (: buffy'yi de zamanında çok izlemiştim, çok severdim zaten.

Yorum Gönder